Sonuçlar Ansiklopedi (0)
2 Sonuç
SIRALA
  1. En iyi cevaplar
  2. En yeni
Yaz Topluluğa Sor
Milli Edebiyatın oluşumu; Batı uygarlığı etkisinde gelişen Tanzimat, Servet-i Fünun ve Fecratı edebiyatları Türk edebiyatının modernleşmesinde büyük atılımlar yapmıştır. Fakat içerikte Fransız edebiyatının etkisinde olup dil ve üslupta ise Osmanlıca'yı devam ettirdikleri için milli kimlikten ve ulusal zevkten uzak ve nitelik taşımışlardır. Osmanlı'yı dağılma sürecinden kurtarmak için ortaya atılan fikir akımlarından Osmanlıcılık, batıcılık ve İslamcılık etkili olamayınca Türk aydınları memleketin kurtuluşunu Türkçülük ve milliyetçilik akımlarında aramaya başladı ve çalışmalarını bu alanda yoğunlaştırdılar. Böylelikle Türk dili ve tarihi çalışmalarına imza atan dönemin yazarları Milli Edebiyatın oluşmasındaki önemli atılımları gerçekleştirmiş oldular.

Milli Edebiyatın genel özelliklerine bakacak olursak; milli edebiyat, milliyetçilik akımının edebiyata yansımasıyla oluşmuş ve 1911'de Genç Kalemler dergisinin yayımlanması ile başlamıştır. Bu dergi Ömer Seyfettin, Ziya Gökalp ve Ali Canip Yöntem'in öncülüğünde çıkarılmıştır. Milli Edebiyatın oluşmasında başta Genç Kalemler olmak üzere Türk Yurdu, Türk Derneği, Büyük Mecmua, Yeni Mecmua gibi dergilerin büyük katkısı olmuştur. Konuşma dili, yazı dili haline getirilmiş yani Osmanlıcadan Türkçeye dönülmüş, eserlerde halkın konuştuğu sade bir dil kullanılmıştır. Aruz ölçüsü büyük ölçüde yerini heceye bırakmıştır. Halk edebiyatının nazım biçimlerinin yanı sıra batıdan alınan nazım biçimleri de kullanılmıştır. Genellikle dörtlük nazım birimi tercih edilmiş, sanatçılardan bazıları şiirlerinde Türkçülük akımını yaymaya çalışırken bazıları bireysel duyguları dile getirmiştir. Konular halkın gündelik yaşamından kültürel değerlerinden ve Türk tarihinden seçilmiş, milli kaynaklardan yararlanma yoluna gidilmiştir. Sanatçılar İstanbul merkezli edebiyat anlayışını bırakıp Anadolu'ya yönelmeye başlamış ve eserlerinde Anadolu halkına ve coğrafyasına geniş yer vermişlerdir. Roman ve öyküde Anadolu'ya açılmayla beraber memleket edebiyatçılığı başlamış ve yurt sorunları, gözleme dayalı olarak anlatılmıştır. Roman ve hikayelerde realizm akımları etkisi görülürken, şiirler romantik bir duruşla kaleme alınmıştır. Dönemin en önemli olayı kabul edilen Kurtuluş Savaşı edebiyatçıları da etkilemiş Milli Mücadele birçok esere konu olmuştur. Daha çok Toplum için sanat anlayışı ile eser verilmiştir.

Milli Edebiyat Dönemi romanlarının genel özellikleri; Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Refik Halit Karay, Reşat Nuri Güntekin gibi yazarların en önemli romancılar arasında olmalarıdır. Konu olarak, Türk insanının özellikleri, halkın sorunları, sosyal konular ve milli tarihimizin şanlı sayfaları işlenmiştir.
Sylviawirginia99 - 3 Tem 2022 (01:59)
Sylviawirginia99 - 3 Tem 2022 (01:59)

  • Anonim
Cevap yazmak için oturum aç
Yanıtla
Doğrulanmış Veri
Bu dönem romancılarının ortak özellikleri; Toplumun ve bireyin problemlerini işlemek, memleket ve millet sevgisini romantik duygularla beslemek, milli değerlere sempati ile yaklaşmak şeklinde özetlenebilmektedir. Ulusal bir nitelik taşıyan romanlardaki konular, tip ve karakterler Türk milletinin hayatından ve milli mücadeleden alınmaktadır. Önceki dönemlerde İstanbul ile sınırlı olan roman, bu dönemde memleket edebiyatı hareketinin ilk örneklerini vermiş; ilk defa gerçek anlamda Anadolu coğrafyası ve Anadolu insanı ele alınmıştır. Türk romanı ilk kez bu dönemde kavmi bir nitelik kazanmış, Türklerin uzak geçmişi işlenmeye başlanmıştır. Tanzimattan bu yana görülen doğu batı çatışması bu dönemde de romanlara konu olmuştur. Gözleme önem verilmiş, realizmin etkisinde, teknik yönü sağlam romanlar yazılmıştır. Romanlar Yeni Lisan hareketinin etkisiyle sade bir Türkçe ile kaleme alınmıştır.

Hikayelerin genel özelliklerine baktığımızdaysa bu dönemin en önemli iki hikayecisini Ömer Seyfettin ve Refik Halit Karay şeklinde dile getirebiliriz. Halide Edip Adıvar ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu hikaye türünde eser veren diğer önemli sanatçılar olmakla birlikte, konu olarak genellikle Anadolu'da yaşanan gerçekler, her kesimden halkın yaşamı ve sorunları ve tarihi olaylar ele alınmıştır. Sanatçılar ilk kez bilinçli olarak İstanbul dışına çıkmaya, Anadolu ve Anadolu insanını anlatmaya başlamıştır. Bu çıkış memleket edebiyatı olarak anılan edebiyat anlayışına zemin hazırlamıştır. Tema ve zihniyet olarak Türkçülük, yoksulluk batıl inançlar, cehalet, ilerleme ve çağdaşlaşma üzerinde durulmuştur. Hikayelerde yaşanan zaman diliminin yanında tarihimizi anlatan hikayelerde geçmiş zaman işlenmiştir. Ömer Seyfettin tarihimizde kahramanlık gösteren kişilere, Refik Halit, Yakup Kadri ve Halide Edip Adıvar ise Anadolu'dan seçtikleri tiplere yer vermişlerdir.

Hikayelerde Maupassant tarzı yani olay hikayesi öykü tekniği kullanılmıştır. Olay örgüsü kronolojik sıraya uygun olarak serim, düğüm, çözüm bölümlerinden oluşmuştur. Teknik yönden başarılı, gözleme bağlı, realist hikayeler yazılmıştır. Dönemin dil anlayışına uygun olarak hikayelerde sade dil kullanılmıştır.

Edebiyat dönemindeki şiirin genel özelliklerine bakacak olursak aruz ve hece birlikte kullanılmakla beraber hece ölçüsü giderek ağırlık kazanmıştır. Konu ve tema seçiminde yerli unsurlar Anadolu coğrafyası Türk tarihi tercih edilmiştir. Halk edebiyatının nazım biçimlerinin yanı sıra batıdan alınan nazım biçimleri de kullanılmıştır. Konuşma dili yazı dili haline getirilmiş Osmanlıca'dan Türkçeye dönülmüştür. Sanatçılardan bazıları Türkçülük akımını yaymaya çalışırken bazıları bireysel duyguları dile getirmiştir. Mehmet Emin Yurdakul, Ziya Gökalp gibi isimler sade dil ve hece ölçüsüyle, milliyetçilik temasını ele alan didaktik şiirler yazmışlardır. Rıza Tevfik Bölükbaşı halk şiiri tarzındaki koşma ve nefesleriyle yerlileşme çabalarına destek olmuştur. Sade dil ve hece ölçüsüyle şiir yazma anlayışının yaşama geçirilmesinde 1914 yılında oluşan Beş Hececilerin önemli bir payı vardır. Beş Hececiler, milli edebiyat döneminden cumhuriyete geçişte bir köprü görevi görmüş, cumhuriyetin kuruluşundan sonra aynı sanat anlayışı ile ürün vermeye devam etmişlerdir.

Bu dönemde milli edebiyat anlayışına katılmayıp bağımsız bir şekilde hareket eden; Mehmet Akif, Ahmet Haşim, Yahya Kemal aruz ile önemli eserler yazmışlar. Mehmet Akif manzumeleriyle halka yönelirken; Ahmet Haşim ve Yahya Kemal saf şiir anlayışı ile hareket etmişlerdir. Milli edebiyat döneminde 1911-1923 yılları arasında yazılan şiirlerin tümünü ses, söyleyiş, yapı, tema, dil ve anlatım bakımından aynı kategoride değerlendirmek mümkün değildir. Özellikle 1911-1917 yılları arasında değişik eğilimlerin olduğu görülür. Şiirde ses unsurunu sağlayan ölçü ve uyak, şiirin yapısı, işlenen konular, kullanılan dil ve anlatım bakımından bu döneme ait şiirler üç ana grupta incelenebilir. Sade dil ve hece ölçüsü ile yazılan şiirler, saf şiirler, halkın yaşayış tarzını ve değerlerini anlatan manzumeler şeklinde değerlendirilmektedir.
Sylviawirginia99 - 3 Tem 2022 (02:12)
Sylviawirginia99 - 3 Tem 2022 (02:12)

  • Anonim
Cevap yazmak için oturum aç
Yanıtla
Doğrulanmış Veri
  • Anonim
Cevap yazmak için oturum aç
Paylaş
Editörde kullanabileceğiniz etiketler şu şekildedir;
Kullanım Önizleme
*kalın metin* kalın metin
__eğik metin__ eğik metin
--çizili metin-- çizili metin
> Alıntı
Alıntı
##Başlık##

Başlık

^Site içi arama yap^ Site içi arama yap
Tamam

1
trendyol ürünler 2 sonuç
2
en iyi chrome eklentileri 4 sonuç
3
Görevimiz Tehlike 0 sonuç
4
msi katana 1 sonuç
5
dağ 0 sonuç
Daha fazla göster
Kopyalandı