Sonuçlar Ansiklopedi Değiştir Geçmişi gör
MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİ ERZURUM VE SİVAS KONGRELERİ

Erzurum Kongresi (23 Temmuz – 7 Ağustos 1919)

Kuvayı Milliye direnişini sürdürmeye devam ederken, halkın bir kesimi can ve mal derdinde birçoğu ise göç yollarında zorluk içindeydi. Bir an önce bu direnişi merkezileştirmek gerekiyordu. Mustafa Kemal askerlikten ayrılmış, durum bu derece gergin ve tehlikeliyken Erzurum’a doğru hareket etmeye karar vermişti.  Gecesinde hiç uyumadan bir bayram sabahı Sivas’tan Erzurum’a doğru yola çıkılmıştı. Bir haftalık yolculuktan sonra 3 Temmuz 1919’da Erzurum’ a varılmıştı. Kumandan, Vali ve Vilayatı Şarkiye Müdafaai Hukuku Milliye Cemiyeti Erzurum şubesiyle temas halindeydi. Vali Münir Bey İstanbul tarafından azledilmesine rağmen, Atatürk’ün bildirisi üzerine hala Erzurum’da bulunmaktaydı . Bitlis Valiliğinden ayrılan, İstanbul’a gitmek üzere yola çıkan Mazhar Müfit Bey de Erzurum’da kalarak Mustafa Kemal’i beklemekteydi. Bu iki vali ve 15. Kolordu Kumandanı Kazım Karabekir, Rauf Bey, eski İzmit Yöneticisi Süreyya Bey, Erkanıharp Hüsrev Bey, Doktor Refik Bey gibi isimlerinde içinde  bulunduğu grupla ciddi bir konuşma ve fikir alışverişi yapılması uygun görülmekteydi. Milli gaye için gerekenin yapılacağı ve her ne olursa olsun bu gaye için kendini ortaya atanların fedakarlıktan asla kaçmayacağı ve gayeden dönülmeyeceği hususunda net bir karar vermeleri icap etmekteydi. Kendilerinde bu gücü ve kararlılığı görmeyenlerin ise hiçbir şekilde teşebbüse geçmemeleri gerekliydi çünkü bu hem milleti hem de kendilerini aldatmak olacaktı. Bir de bu vazife el altından yürütülemez, alenen ortaya çıkmak, milletin haklarını savunabilmek için sesini çıkarmak ve bu sese halkı da iştirak ettirmek lazımdır. Mustafa Kemal, görüşmede fikirlerini bu denli beyan edip, bir müddet düşünmek maksadıyla müzakereyi sonlandırmıştı. Tekrar toplanıldığındaysa işin başında Mustafa Kemal’in olmasını bu sayede kendilerinin de ona destek ve yardımcı olacaklarını belirttiler . Erzurum’a varışının ilk günlerinde Erzurum Kongresi’nin yapılmasına önem vermekteydi. Kongrenin toplanma günü olan 10 Temmuz yaklaşmasına rağmen vilayetlerden delegeler gönderilemiyordu. Oysa ki bu kongrenin bir an önce yapılması oldukça mühimdi. Bunun için harekete geçildi ve vilayetlere bildirimler gönderilip, valilere, kumandanlara tebligatta bulunuldu. 13 gün gecikmenin ardından yeterli miktarda delegenin çağrılması ve toplanması hususunda başarılı olundu .
Mustafa Kemal tüm bunlarla uğraşırken bir de İstanbul’dan gelen telgraflarla meşgul oluyordu. Ferit Paşa ve Padişahtan gelen telgraflarda Mustafa Kemal’in İstanbul’a dönmesiyle ilgili istekler yer alıyordu . Mustafa Kemal İstanbul’a dönmek istemiyor, ısrarları durdurabilmek içinse meslekten istifa etmişti .
Erzurum Kongresi’ne girmeyi kolaylaştırmak maksadıyla kongreye temsilci olarak seçilen emekli Binbaşı Kazım ve Dursun Beyzade Cevat Beyler temsilcilikten istifa etmişlerdi . Erzurum Kongresi 23 Temmuz 1919’da bir okul salonunda toplandı ve Mustafa Kemal heyeti aydınlatmak amacıyla fikir beyanında bulundu. İçinde bulunulan kanlı ve tehlikeli durumu görmeyecek hiçbir vatanperverin heyet içinde bulunamayacağına dikkat çekmişti. Milli irade ön planda tutulmuş ve milli iradenin ancak Anadolu’dan çıkabileceğini de açıklamıştı. Erzurum Kongresi 14 gün devam etmiş, kongreden çıkan kararlar incelenerek lüzumsuz görülen beyannameden çıkarılarak karara bağlanmıştır.

Erzurum Kongresinde Alınan Kararlar:

“Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür, ayrılamaz .”
 
“Her türlü yabancı işgalinde ve Osmanlı Hükümeti’nin dağılması halinde millet birlikte hareket edecektir.”

“Vatanı korumayı İstanbul Hükümeti sağlayamadığı takdirde geçici bir hükümet kurulacaktır.”

“Kuvayı Milliye’ yi etken milli iradeyi hakim kılmak esastır.”

“Hıristiyan unsurlara siyasi hakimiyetimizi ve sosyal dengemizi bozacak ayrıcalıklar verilemez.”

“Manda ve himaye kabul edilemez.”

“Milli Meclis derhal toplanacak ve hükümet işleri meclis tarafından yürütülecektir .”

Mustafa Kemal’in kongreye reis olmasıyla ilgili birtakım eleştiriler mevcuttu. Bu eleştirilere ve tereddüt gösterenlere karşılık olarak Mustafa Kemal: “ Benim Erzurum Kongresine üye olarak girip girmemem düşünülmeye değer görülmüş, Kongreye reis olup olmamam konusunda da tereddüt edenler olmuş. Tereddüt edenlerin bir kısmının iyi niyet ve samimiyetlerine inandığımı belirtmekle beraber bir kısmının ise bu hususta düşüncelerini samimiyetsiz bulup maksatlarının farklı olduğuna şüphem kalmamıştı. Bir diğer mesele ise benim Heyeti Temsiliye’ye dahil olmamın sakıncalı görülmesiydi. Görüşleri ise milli teşebbüslerin yine milletten doğacağı, milletten doğan teşebbüslerin de daha kuvvetli olduğu kimsenin kötüye yormasına ve yabancıların olumsuz düşüncelerine yer vermeyeceğine dairdi. Fakat onlara göre milletin başında Mustafa Kemal gibi hilafete ve saltanata karşı olan birinin olduğu görülürse, milli teşebbüslerin, faaliyetlerin milli gayelere dayalı olmaktan ziyade özel emellere alet edilmesi kaçınılmaz olacaktır . Lakin bana göre ben elbette heyetin başında olmalı ve onu idare etmeliydim, zaman kaybetmeden milli iradenin faaliyete geçirilmesi gerekmekte, tedbirler alınıp bu tedbirlerin hızlanması ve uygulanması acilen gerekmekteydi. Ve sonuçta öyle oldu . Büyük meselelerde başarılı olmak için kudretli bir reisin varlığı elzemdir. Millet, memleket, idare ve orduyla hiçbir alakası olmayan zatlara böyle önemli bir vazife verilebilir miydi ? Erzurum Kongresi bittikten sonra 15. Kolordu Kumandanlığına 30 Temmuz 1919 tarihli bir emir gelmişti, Mustafa Kemal ve Refet Bey’in hükümet karşıtı hareketlerinden dolayı derhal yakalanmaları ve Dersaadet’ e gönderilmeleri gerektiği yazıyordu.  Bu emre Mustafa Kemal tarafından layık olduğu cevap verilmişti.
Kongre Beyannamesi her tarafa ve yabancı temsilcilerine bildirilmiş, nizamname de kumandanlara ve güvenilir kimselere verilerek basılıp çoğaltılmasına ve yayımlanmasına özen gösterilmiştir . Sivas’ta bulunan 3. Kolordu Kumandanı Selahattin Bey, Nizamname’nin ikinci ve dördüncü maddelerinin yayımlanmasını sakıncalı bulduğunu, tekrar incelenmesi gerektiğini bildirmiştir.
İkinci maddede yer alan, beraber savunma ve direniş esasının kabul edilmesine,
Dördüncü maddede ise, geçici idare teşekkül edebileceğine dair olan maddelerdir .

Sivas Kongresi (4 – 11 Eylül 1919)

Sivas’ta toplanması gereken kongreye her taraftan delege seçtirip seçilen delegelerin Sivas’a ulaşmalarını sağlamak amacıyla Amasya’dan beri devam eden haberleşmeler ve uğraşlar hala sürmekteydi. Bütün kumandanlar ve birçok kimse bunun için çaba sarf etmekteydi. Ancak özellikle hükümetin engelleyici davranışları bu durumu zorlaştırıyordu. Hem delege seçmiyorlar hem de ümitsiz şekilde cevaplar veriyorlardı. 20. Kolordu Kumandanı Erkanıharbiye Reisi Ömer Halis Bey İstanbul’dan alınan haberi telgrafında ifade ediyordu:

Dersaadet delege göndermediği gibi bu vaziyete girmeyi de uygun görmüyordu.

Dersaadet’ten delege göndermek mümkün değildir, istenilen kişilerin orada başarılı iş göreceklerine emin olmadıkları için boş yere masraf yapmamak ve meşakkatli yolculuğa maruz kalmamak adına hareket etmiyorlardı.

Delege seçmek ve temin etmek hususunda yaşanan sorun devam ederken Sivas’ta da telaş ve heyecan başlamıştı . Mustafa Kemal Sivas’ı her yönden emin saymış ve Sivas’a gelen bütün yollarda askeri tedbirlerin alındığını ifade etmişti.


Sivas Valisi Reşit Paşa tarafından da bir telgraf gelmiş ve  telgrafta şunlar yer almaktaydı: “Mustafa Kemal ile bir heyetin Sivas’a geleceğini ve burada bir kongre yapılacağını işittiğini ve bunu bizzat Mustafa Kemal’den duymayıp İstanbul’dan gelen Fransız subaylarından öğrendiğini böyle bir meselenin kendisinden saklandığını ve buna üzüldüğünü ifade ediyordu . Mustafa Kemal ve kongre heyeti kongrede İtilaf devletlerine karşı bir ithamda bulunmazlarsa kongrenin toplanmasında hiçbir sakıncanın olmadığını belirterek, kongrenin toplanmasına karşı gelinmemesi hususunda Dahiliye Nezaretinden emir verdireceğini söylüyordu ancak kendisinden hiçbir şey saklanmaması şartıyla . ”

Mustafa Kemal telgrafa karşılık olarak şunları ifade etmiştir: “Sivas Kongresinde sözü geçecek hususlar Erzurum Beyannamesi olacak ve bu durumda İtilaf devletleri aleyhinde konuşmak asla gaye olmayacaktır. Ne Fransızların ne de başka bir devletin sahip çıkmasına ihtiyaç duyulmamıştır ve korunma noktamız elbette ki milletin sinesi olacaktır .  ”

Ve nihayet Ağustos’ta her taraftan gelen delegelerin Sivas’a doğru hareket ettikleri ve Sivas’a ulaşmaya başladıkları öğrenildi. Artık Erzurum’dan çıkıp Sivas’a doğru hareket etmek icap ediyordu. Sivas Kongresi, doğu, batı vilayetlerinin ve Trakya’nın kısaca bütün memleketin birliğini sağlamak amacındaydı . Vilayeti Şarkiye Müdafaai Hukuk Cemiyeti Heyeti Temsiliyesi de Sivas’a götürülüp kongreye dahil edilecektir. Heyeti Temsiliye üyeleri olarak Erzurum’dan üç kişi Erzincan’dan bir kişi Sivas’tan Bekir Sami Bey ile beş kişi olunmuştu. 2 Eylül 1919’da Sivas’a ulaşılmış, halkın tezahüratlarıyla karşılanmışlardı .

4 Eylül 1919’da öğleden sonra Sivas Kongresi açılmıştı. Kongre salonuna girmeden önce Mustafa Kemal Rauf  Bey’e kimi reis yapacaklarını sormuş, Rauf Bey’de sen reis olmamalısın diyerek Mustafa Kemal ‘e yanıt vermişti. En yakın arkadaşının böyle bir düşüncede olması Mustafa Kemal’i hem üzmüş hem de düşündürmüştü . Mustafa Kemal kongreyi açtıktan sonra geçici olmak kaydıyla başkanlık ediyordu. Mustafa Kemal : “Ben memleketin nasıl bir çıkmaz içinde olduğunu belirterek maddi ve manevi bütün gücümle çare bulmaya çalışırken, en yakın arkadaşlarım benim reisliğim konusunda vaziyetin iç yüzüne vakıf olmayan kişilerle münakaşa ediyorlar. ”  Reis seçimini gizli oy ile oya koymuş ve reis seçilmiştir.
 
Sivas Kongresi’nin içeriğini Erzurum Kongresi beyannamesi ve Mustafa Kemal ve heyetin Sivas’a gelmeden önce yirmi beş kişiden oluşan ekibin hazırlamış olduğu diplomatik yazı oluşturacaktı. İlk açılış günü olan 4 Eylül ve daha sonraki üç gün, İttihatçı olmadıklarını kanıtlamak amacıyla yemin ederek ve yeni formül hazırlayarak, Padişaha yazılan yazıyla ve gelen telgraflara cevap vermek suretiyle geçmişti. Sonunda kongrenin asıl meselesine dördüncü gün de değinilmiş ve Erzurum Kongresi Nizamnamesi müzakere edilmişti. Erzurum Kongresinde gereken değişiklikler yapılmış ve icap edenler aydınlatılmıştı Değiştirilen noktaların önemlileri şunlardı:

Cemiyetin yeni adı Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Cemiyeti olmuştur.

Heyeti Temsiliye tüm Doğu Anadolu’yu temsil eder yerine bütün vatanı temsil eder , oldu.


Her türlü işgal ve müdahaleyi Rumluk ve Ermeniliklere yönelik kabul edeceğimizden birlikte savunma ve direniş kabul edilmiştir yerine her türlü işgal ve müdahalenin özellikle Rumluk ve Ermeniliklere yönelik hareketlere karşı birlikte mücadele edileceği kabul edilmiştir.

Nizamnamede dördüncü madde oldukça önemli görülmüş ve Osmanlı Hükümeti devletlerin baskısı karşısında buraları yani doğu vilayetlerini koruyamazsa yerine geçici bir hükümet gelecektir , ifadesindeki buraları yerine memleketin herhangi bir parçasını terk ve ihmal etmek olarak değiştirilmiş ve daha genel bir unsurdan bahsedilmiştir .
Sivas ve Erzurum Kongrelerinde heyetin yanlış anladığı bir duruma dikkat çekmek gerekir ki bu da Kongrelerin 7. Maddesidir. Madde dikkatli okunup incelendiğinde ne manda fikrinin ne de Amerika’nın mandaterliğini isteme fikrinin söz konusu dahi olmadığı anlaşılacaktır. Madde 7’de özetle denilebilir ki, devlet ve milletimizin bağımsızlığına dokunulmadığı sürece herhangi bir devletin fenni, sınai ve iktisadi yardımının olumlu karşılanacağı herhangi bir devlet derken de bundan Amerika’nın çıkarılmaması gerektiği ifade edilmiştir .
Sivas Kongresi 11 Eylül 1919 günü son bulmuştur.  Mustafa Kemal’in isteği Sivas Kongresini bir an önce neticelendirmek, alınan kararları da tüm memlekete bildirmekti ve bu isteği de olmuştu. Milli Teşkilat Nizamnamesi ve Kongre Beyannamesi hemen basılıp yayımlanması hızlandırılmıştı. İleride daha kuvvetli bir kongre yapılmasına karşılık da Kongre Heyetinin Sivas’ta kalması uygun görülmüştü. Ama Ali Galip olayının patlamasıyla buna gerek duyulmamış yeni kongrenin toplanması da iptal edilmiştir. Celadet ve Kamran Ali adındaki şahısların, Mustafa Kemal henüz Erzurum’dayken yabancıların yardımıyla Dersaadetten alınıp Kürdistan’a gönderileceği ve birkaç gün içinde hareket edecekleri yönünde haber alınmıştı . Ali Galip’in teşebbüsünün Padişahın ve Ferit Paşa hükümetinin hatta yabancıların da isteği doğrultusunda gerçekleştiği anlaşılmıştır. Alınan tedbirlerle birlikte Ali Galip Beylerin kandırmaya çalıştığı aşiretler dağılıp, Ali Galip Bey de önce Urfa’ya oradan da Halep’e firar etmiştir .

Kaynakça
Atatürk, Gazi Mustafa Kemal. Nutuk. Ankara: Kaynak Yayınları, 2015.
Kopyalandı